İsrail ambargoyu kaldırmaya hazır değil!

Geçtiğimiz pazar günü, Cumhuriyet tarihinde ilk kez kamuya açık bir alanda Hanuka kutlaması yapıldı. Yıllarca dünya başkentlerinde görüp imrendiğimiz bu coşkulu mum yakma geleneğinin, artık kendi ülkemizde de uygulandığı görmek, farklı din ve kültürlerin tanınması açısından oldukça anlamlı bir adımdı.
Her ne kadar tören Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenmiş de olsa, plan aşamasından, organizasyonun sorunsuz yürütülmesine dek Emniyet’in işbirliği ve hükümetin desteğinin hissedildiğini not etmek gerek.
Dolayısıyla, daha mum töreninin üzerinden birkaç saat geçmeden, Türkmenistan dönüşü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağından Türkiye – İsrail ilişkilerine atıfla yaptığı açıklamalar, bu jestin sadece azınlıklara saygılı bir Türkiye imajını parlatmakla kalmayıp, iki ülke aradaki buzları eritmeyi de amaçladığını ortaya koymuş oldu. Devamı…

Robert Kaplan’ın kehaneti ve mülteci krizi

Soğuk Savaş ertesi, liberal paradigmanın tüm iyimserliğiyle dünya siyasetine hakim olduğu 1994’te, The Atlantic dergisi ‘Yaklaşan Anarşi’ isimli bir makale yayınlar. Robert D. Kaplan, yazısında, medeni dünya sakinlerinin huzurunu kaçırmak pahasına, iklim değişikliği ve artan nüfusa bağlı çevresel yıkımlar, kaynak paylaşımı üzerinden savaşlar, çökmüş devletlerin yan ürünü olarak türeyen organize suç çeteleri, salgın hastalıklar ve kitlesel göçün güvenlik tehdidi oluşturacağı bir gelecek öngörür. Çıkış noktası ise Afrika kıtasıdır.
Bugüne hızlı bir geri dönüş yaparsak, Kaplan’ın öngörülerinde haklı çıktığını söyleyebiliriz. Üstelik yalnızca Afrika değil, Ortadoğu ve Asya’yı da içine alan bir coğrafyadan bahsetmek durumundayız. Devamı…

Işid’i yenmek mümkün mü?

Başına gelen felaketleri yorumlamaya çalışmak insanoğlunun travmayla baş etme ve iyileşme sürecinin bir parçası. Paris’i vuran terör olayları ardından yapılan, “Yeni bir dünya savaşı mı?” tartışmaları da aynı amacı taşıyor.
Irak’ta doğup Suriye’de serpilen ve tüm dünyaya ihraç ettiği şiddetin dozunu giderek artıran IŞİD’in bugün küresel güvenlik tehdidi oluşturduğu üzerinde neredeyse tüm devletler hem fikir.
Yapılması gerekense herkesçe malum. IŞİD’in elinde bulundurduğu insan gücü, askeri lojistik ve doğal kaynaklardan mahrum edilmesi; maddi gelirlerinin kesilmesi. Hâlihazırda Rakka’nın kuşatılması, gerek Suriye gerekse Irak’ta yürütülen askeri operasyonların başlıca hedefi de bu zaten. Devamı…

İstikrarın temeli uzlaşma

1 Kasım’da seçmen tercihini kendi tanımladığı şekliyle, istikrardan yana kullandı. İlk kez bir siyasi parti 13 senelik iktidarı süresince, kısa süreli bir düşüş harici seçimlerden oylarını daha da artırarak çıkmayı başardı. Sonucu beğenelim; yahut beğenmeyelim.
Herkesin siyasi kumar olarak gördüğü erken seçim taktiği ile tek parti hükümeti kurmaya yetecek 317 milletvekili çıkaran – meclis içi ittifaklarla referanduma gitmeyi sağlayacak 330 sandalye sayısına ulaşmak zor, fakat imkânsız değil – siyasi aklın hakkını teslim etmek gerek.
Bu tercihin yaslandığı sosyo-ekonomik ve kültürel temelleri reddedip, seçmenin zekasını hor gören açıklamalara meyledenler maalesef büyük bir yanılgı içindeler. Gerek 7 Haziran, gerekse 1 Kasım seçimlerinin gösterdiği bir şey varsa; o da seçmenin gayet bilinçli tercihler yapmış olmasıdır. Devamı…

Herzliya ve Kudüs’ten notlar

İstanbul Kültür Üniversitesine bağlı Global Politikalar Merkezi (GPoT Center) ve İsrail Bölgesel Politikalar Enstitüsü (MITVIM) işbirliğiyle düzenlenen toplantı serisinin bu yılki ayağı İsrail’de yapıldı. Tel Aviv, Herzliya ve Kudüs’e uzanan programımız kapsamında İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Knesset’e yaptığımız ziyaretlerin yanı sıra, İsrail ve Filistinli düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle görüşme fırsatı bulduk.
İlk durağımız, Herzliya’ydı. Friedrich Ebert Stiftung Vakfının ev sahipliğinde, önce bölgesel gelişmeler ışığında Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği üzerine değerlendirmelerimizi paylaştık. Türkiye’ye ilişkin en çok merak edilen, 1 Kasım’da yapılacak seçim sonuçları, 7 Haziran’la benzerlik taşıdığı takdirde, yeniden seçime gidilip gidilmeyeceğiydi.
Hararetle tartışılan diğer bir konu ise, her iki ülkenin dış politikasına yeni bir ayar gerektiren, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığıydı. Golan Tepelerinin güvenliği ve Hizbullah’a silah ikmalinin önlenmesi noktasında Rusya’nın Suriye hava sahasında kalkan oluşturması -tıpkı Türkiye’de olduğu gibi- İsrail için sıkıntı yaratsa da, şimdilik Rusya etkisinde bir Suriye’yi, İran etkisinde bir Suriye’ye tercih eder görünüyorlar. Devamı…

Kudüs’ten yükselen şiddet

Dünyanın gözü Suriye’de.
Yanı başımızda yeni bir dünya savaşına ramak kala İsrail-Filistin barışı kimseyi heyecanlandırmıyor.
Oysa İkinci İntifada’nın 15. yıldönümünü geride bıraktığımız şu günlerde, Batı Şeria ve Kudüs’te tırmanan şiddet olayları hafife alınacak cinsten değil.
İsrail, 1 Ekim gecesi Batı Şeria’da yaşayan Eitam ve Naama Henkin’in, arabada çocuklarıyla seyir halindeyken uğradıkları silahlı saldırı sonucu ölümleriyle sarsıldı. 30’lu yaşlarda olan karı-koca, arkalarında en küçüğü 8 aylık olan, 4, 7 ve 9 yaşlarında dört çocuğunu öksüz ve yetim bıraktı.
Daha saldırının şoku atlatılmadan iki gün sonra Kudüs’te, Filistinli bir genç tarafından biri haham diğeri asker iki İsrailli bıçaklanarak öldürüldü. Saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulan Haham Benita’nın eşi saldırı anına dair sırtında bıçakla çocuğunu korumak için kaçmaya çalışırken, kendisine yardım etmek yerine, insanların tekme atıp, ölmesini dilediğini aktarmış. Çocuğuyla birlikte halen hastanede tedavi görüyor. Devamı…

Esad’lı mı Esad’sız mı?

Suriye’d akan kanın durması için çözüme giden yol savaş meydanından değil müzakere masasından geçiyor. Ancak masada pazarlıkların yönünü belirleyecek olan da sahadaki güç dağılımı. Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını ileri seviyeye taşıyan ve hatta savaşa doğrudan müdahil olabileceği izlenimini veren bir dizi adımı bu çerçevede değerlendirmek gerek.
Basına yansıyan iddialara göre Rusya, Beşar Esad iktidarının kalelerinden sayılan liman kenti Lazkiye’nin Ceble kasabasındaki Basil Esad Havalimanını askeri üsse dönüştürme çabasında. Pistin uzunluğunu artırmak için hummalı çalışmalar sürerken, askeri personelin barınacağı prefabrik konutlar inşa ediliyor. Yüklüce askeri mühimmat ve zırhlı aracın yanı sıra, danışmanlık amacıyla üç bin kişilik Rus personelin de Lazkiye’ye gönderildiği söyleniyor. Dikkat çeken bir diğer iddia ise, Rusya’nın Akdeniz’e çıkışını sağlayan Tartus Deniz Üssünü, yeni hava üssüne entegre olacak şekilde yeniden yapılandırarak Ceble’nin kuzeyi Rimeyli’ye taşıyacağı. Peki, bu neden önemli? Devamı…

Lübnan’da asıl kokan çöp değil

YouStink -Kokuyorsunuz…’ Yozlaşmış siyaset bundan daha iyi tarif edilemezdi herhalde. Lübnan’da geçtiğimiz hafta sonundan bu yana sokak gösterileri aralıklı olarak devam ediyor. Yirmi bine yakın kişiyi sokaklara döken, epey bir süredir hükümetin bir türlü çözüm bulamadığı çöp sorunu.
1997’den beri şehrin atıkları herhangi bir işlemden geçirilmeksizin Beyrut’un güneyindeki Naameh’de depolanıyordu. Haddinden fazla dolan tesisin kullanım süresi temmuz ayında bitti. Hükümet ise yeni bir alan tesis etmediği gibi çöpleri toplayan Sukleen adındaki taşeron servisin kontratını da yenilemedi. Devamı…

82.Vilayeti nasıl alacağız?

82. Vilayeti nasıl alacağız?
Haftalar süren müzakereler sonucunda Ankara ve Washington, İncirlik üssünün Işid karşıtı koalisyon güçlerinin kullanımına açılmasına ilişkin anlaşmanın detaylarını belirledi. Türkiye’nin NATO müttefikleri ile Temmuz ayında anlaşmaya varması ardından, ilk kez geçtiğimiz hafta Amerikan pilotları Işid’i bombalamaya başladı. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki savaşın patlak verdiği ilk günlerden itibaren ısrarla savunduğu “güvenli bölge” meselesi konusunda taraflar halen uzlaşmış değil.

Devamı…

Abluka Bilmecesi

Günlerdir Arap medyası İsrail ve Hamas arasında Gazze’deki ablukanın kaldırılmasına ilişkin müzakerelerin yapıldığını ve tarafların yakın zamanda anlaşmayı duyuracaklarını işliyordu. İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in inisiyatifindeki Ortadoğu Dörtlüsü’nün masaya sürdüğü müzakere planına göre İsrail ile uzun soluklu (8-10 senelik) ateşkes sağlanması karşılığında, Gazze’deki ablukanın tamamen kaldırılması ve Kıbrıs üzerinden dünyaya açılmasını sağlayacak bir yüzer liman projesinin hayata geçirilmesi söz konusuymuş. Tıpkı mart ayında basına yansıdığı gibi.
Devamı…